İzmir Marşı’yla gelecek, ‘Beni boyar mısın’ diyecek!
Murat Dalkılıç (27), İzmir doğumlu. 15 yaşında arkadaşlarıyla birlikte ilk müzik grubunu kurdu. Keşfedilmesi tamamen bir tesadüftü: “Bir yılbaşı gecesi 50 kişilik bir arkadaş grubumuzla kafe kiralamıştık. O gece sahnede arkadaşlarıma müzik yaptım. Kafenin sahibi performansımı beğenip iş teklif etti. Bir anda kendimi sahnede buldum.”
Repertuvarını geliştirdi, kısa süre sonra yerel televizyon ve radyolardan program teklifleri aldı. Farklı mekânlara transfer oldu. Kendisinde şeytan tüyü olduğunu söylüyor: “İnsanlar benim kara kaşıma, kara gözüme değil, sohbetime ve müziğime geliyorlardı. Haftanın yedi günü mekânları dolduruyordum. İzmir’in en iyi gece kulübünde çalmaya başladım. Kendi orkestramı kurdum.”
Gece hayatı, derslerini aksatmasına neden oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nden atıldı. Açıköğretim’e devam etti ama sınavlara giremedi. Ama bir yandan okumak da istiyordu.
Evet şanslıyım ama yan gelip yatmadım
Bir süre sonra başkalarının şarkılarını söylemekten sıkıldı. Kendini hazır hissedince, uzun yıllardır arkadaşı olan Star Evi ekibiyle ilk albümü için bir anlaşma yaptı. İstanbul’a yerleşti, Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tiyatro Bölümü’ne başladı. Kasaba isimli single çalışması kısa sürede ses getirdi. Sony Müzik’in dikkatini çekti ve anlaşma imzaladı. Kral TV Müzik Ödülleri ve Altın Kelebek Yarışması’nda En İyi Çıkış Yapan Pop Şarkıcısı ödülünü kazandı. Albümünü yetiştiremediği ve yaz aylarını da kaçırmak istemediği için geçtiğimiz aylarda La Fontaine isimli ikinci single’ını piyasaya çıkardı. Şarkı, müzik listelerinin üst sıralarına yükseldi. Alman RTL kanalı İstanbul için hazırladığı bir belgeselde Türk pop şarkıcısı olarak ona yer verdi. Dalkılıç, şanslı olduğunu söylüyor: “Ama şansıma güvenip yan gelip yatmadım. Bu başarıyı bekliyordum. O dönemde benim kadar iddalı biri çıkmadı.”
Kaynak:
muzik.ekolay.net (Hakan Gence) - 09.11.2009