The Beatles Efsanesi 50 Yaşında!
Tarih: 13.05.2012 Saat: 03:52 Gönderen: mhakkiguvenc |
|
Rock’n Roll’un en keskin virajlarından olan “The Beatles” efsanesi 50. yılını kutluyor şu sıralar.
İlk plağının üzerinden tam elli yıl geçmesine rağmen International Newsweek, NME ve Rolling Stone gibi önemli dergilerin kapağına misafir olan meşhur Liverpool dörtlüsü, 51. yıla doğru koşar adım giderken, bu minvalde O’nlara dair bir yazı yazmak da kaçınılmaz hale geldi.
Sonda söyleyeceğimi baştan belirtmeliyim ki; üzerinden yarım asır geçtikten sonra bile adından söz ettiren bir müzik grubu, sadece bir müzik grubu değildir. İşte bu nedenle de The Beatles, salt bir müzik grubu değildi. Bu teşhisi bugünlerden geriye dönük yapabilmek, o dönemde böylesine bir tespitte bulunmaktan şüphesiz daha kolay olmalı. Ama o dönem için John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr dörtlüsünden oluşan ünlü topluluğun, 1962 baharında kendilerini stüdyoya attıklarında akıllarında tek bir düşünce olduğunu tahmin etmek zor değil: “Seslerini insanlara duyurmak”.
Bu amaçlarına, henüz ilk plaklarında ulaşınca gerisi de çorap söküğü gibi gelecekti. ”Please Please Me”, “Love Me Do”, “I Saw Her Standing There” gibi ilk kayıt çalışmalarının radyolarda sürekli dönmesi, O’nları Liverpool yerelliğinden İngiltere genelliğine ve oradan da dünyanın merkezine taşıyacağına şüphe yoktu. İlerleyen zamanlarda popülariteleri katlanarak büyüyen bu dört genç “rocker”; kendi benliklerini, dönem gençliğinin ruhunda eritmeyi başaracak ve The Beatles’ı bir fenomene dönüştüreceklerdi.
Peki, bir müzik grubu nasıl olmuştu da bir müzik grubundan fazlası olabilmişti?
Bu sorunun yanıtını tek bir merkeze indirgeyip, nokta atışı kritiklerle nitelemek neredeyse imkânsız. Yine de The Beatles’ın şansı; bulunduğu dönemdeki gençliğin, kendilerine dayatılan sistemin kabuklarını kırmak için sabırsızlanmasıydı, denilebilir. 1960′ların İngiltere’sinde, 20′li yaşlarda olanların neredeyse tamamı savaşın çocuklarıydı. Anne ve babalarından İkinci Dünya Savaşı’nı dinlerken, dedelerinden de Birinci Dünya Savaşı’na dair anekdotları alıyorlardı. Kendi dönemini bir türlü yaşayamayan ve İmpatorluğun gençliğe uygun gördüğü yaşam normlarından kendini koparmak için bir nevi mazeret arayan bir kuşaktı onlar. Birleşik Devletler’deki Elvis Presley çılgınlığını uzun süredir yakından takip ediyorlardı; ama uyarı sistemlerine sinyal gönderebilmek için kendi merkezlerinde bir patlamanın olmasını bekliyorlardı.
The Beatles; o dönemki gençlik için bir patlamaydı.
İngiliz gençliğinin, The Beatles’ın mesajını almasından sonra, dünya gençliğinin de Liverpool’daki hareketlenmeyi görmesi için uzunca bir süre beklenmesi gerekmeyecekti ve 1960′ların ortalarına gelindiğinde tüm dünya “Beatlemania” ile kavrulmaya hazırdı. Böyle bir şey ilk kez yaşanıyordu. 20′li yaşlardaki dört genç için, havaalanlarında binlerce kişi toplanıyor, caddeler-sokaklar hınca hınç doluyor ve bu dört gencin nefes aldığı her yer insanlığın merkezi halini alıyordu.
İşin tuhafı; 1960′lar, müzik için -özellikle Rock’n Roll ya da Britpop için- öylesine kategorisiz dönemdi ki; hiç kimse The Beatles’ın müzikal anlayışını derinlemesine bir bölgede konumlandırmıyor ve onları şu ya da bu müzik kümesine sokuşturmaya çalışmıyordu. Müzik özgürlüktü o kuşak için ve The Beatles da o özgürlüğün temel taşı.
O temel taşın üzerinden elli koca yıl geçti. Elli yıl önce özgür olmayı, bağıra bağıra şarkı söylemeyi, festival kültürünü yaşamayı ve daha birçok şeyi söz konusu temel taştan öğrenen o nevi şahsına münhasır kuşak yaşlandı. Ama o temel taş yaşlanmadı.
Onlar hala 20′li yaşlardalar.
Onlar hala Rock’n Roll’un ve yaratıcısı oldukları Britpop’un zirvesindeler.
Nice elli yıllara Britpop’un temel taşı.
Nice elli yıllara The Beatles
Bekir Özgür AYBAR | 13 Mayıs 2012 19:47
Kaynak:
blog.milliyet.com.tr - 13.05.2012
|